Ana Sayfa Haberler Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve mobil pazarlamaya etkileri

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve mobil pazarlamaya etkileri

Paylaş

KVKK-globaltechmagazineMMA Türkiye, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve bunların mobil pazarlamaya etkileri hakkında görüşlerini paylaştı.

Mobil pazarlamanın ve ilgili teknolojilerin gelişimine öncülük eden MMA (Mobil Pazarlama Birliği) Türkiye, 7 Nisan 2018’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), son günlerin tartışma konusu Reklam Engelleme (AdBlocking) ve bunların mobil pazarlamaya etkileri hakkında görüşlerini paylaştı.

Şirketlere büyük görevler düşüyor

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun, bireylerin kişisel verilerine kapsamlı bir koruma getirdiğini belirten MMA Türkiye Hukuk Danışmanı Özlem Sezgin, “Kanundaki tanımıyla kimliği belirli ya da belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin bu bilgilerin bir sınırı bulunmuyor.  Kişilerin sadece adı soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi onu doğrudan tanımlayan ve onun kesin teşhisini sağlayan bilgiler değil, herhangi bir şekilde kişi ile ilişkilendirilmek suretiyle kişinin belirlenebilmesini, o kişinin tanımlanabilir hale gelmesini sağlayan bilgiler de kanunun koruması altında. Bu verilere, telefon numarası, taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmişi, IP adresi, alışveriş alışkanlıkları, ilgi alanları, resim, görüntü, ses kayıtları, biyometrik ve genetik verileri, bireyin mahrem ve özel hayatı da dahil” dedi.

Kanunun, başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak gibi önemli bir amaca hizmet ettiğini vurgulayan Sezgin, devamla şunları söyledi: “Bu amaçla da kişisel verilerle ilgili işlem yapan gerçek ya da tüzel kişilerin kişisel verileri yönetme şekline disiplin ve kurallar getiriyor. Bu kuralları getirirken kişisel veri işleme faaliyetlerini önlemeye değil, bireyin kişisel verilerinin korunmasındaki menfaati ile bu verilerin işlenmesine duyulan ihtiyaç arasında denge kurmaya çalışıyor. Ne olursa olsun kişisel verinin kullanılmasının bireyler ile ticari faaliyetler açısından önemli kolaylıklar ve avantajlar sağladığını göz ardı etmiyor, edemiyor.”

Özlem Sezgin, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kişisel verilerin korunmasına ilişkin hukuki düzenlemelerin temelinde, bireylerin, hak ve özgürlüklerinin zarar göreceğine ilişkin endişesinin yattığını, kanun koyucuların da bu haklı endişeye cevap verdiğini unutmamak gerek. Bireylerin isteği hayatlarını kolaylaştıran, menfaatlerine hizmet eden uygulamaları körü körüne ortadan kaldırmak değil aslında.  Ama diğer yandan teknolojide yaşanan gelişmeler ve büyük şirketler karşısında yaşadığı güvensizlik hissinin bireyleri tercih yapmaya ittiği bir gerçek. Bu bağlamda bu endişelerin ve güvensizlik hissinin ortadan kalkması konusunda şirketlere büyük görevler düşüyor. Yapılması gereken, ortak paydada buluşabilmek adına bireylerin bilgilerinin sadece belli bir amaca hizmet edeceğini, istismar edilmeyeceğini bilmelerini ve bu güvene sahip olmalarını sağlamak ve ihtiyaca yönelik olarak gerekli bilgilendirmeyi sağlayan şeffaf, bireyin rızasına dayanan, erişimine açık ve taleplerini karşılayan kanuna uyumlu işleyiş, süreç ve sistemlerin oluşturulmasıdır.”

MMA Türkiye Direktörü Melis Ertem de, KVKK’nın, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumayı hedeflerken, hayatı kolaylaştıran, farklı servis ve hizmetler sunan uygulamaların devamlılığını da gözettiğini ve ticari faaliyetler açısından sağlanan avantajları da göz ardı etmediğini vurguladı.

Şu an tartışmalarla gündeme gelen reklam engelleme (adblocking) servislerinin de bu bağlamda       değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ertem, “Kullanıcıların karşısına gün içerisinde televizyon, radyo, gazete & dergi, outdoor, sinema, bilgisayar veya cep telefonlarımız gibi pek çok farklı kanaldan reklamlar çıkıyor. İnsanların bu kanalları çoğunlukla içerik için takip ettikleri ve dolayısıyla çoğunun yayıncı olduğunu düşünürsek, ana gelir kalemlerinin de reklam olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Dijital kanallar hariç reklam engelleme teknik olarak zaten mümkün olmadığından konu aslında dijital yayıncıları yakından ilgilendiriyor” dedi.

Karşılıklı sağlanan faydaların göz ardı edilmemesi gerektiğine vurgu yapan Ertem, devamla şunları söyledi: “Kullanıcılara içerik sağlayan yayıncıların ayakta kalması için reklam gelirlerine ihtiyaçları var. Diğer yandan günümüzde özellikle mobil üzerinden kişiselleştirme, lokasyon, etkileşim ve yaratıcı reklam teknikleri ile kullanıcılara doğru reklamı iletmek mümkün. Tabii ki tamamen tesadüfi bir şekilde karşımıza hiç ilgi alanımıza girmeyen reklamlar da çıkabiliyor. Yine de, yasaklama veya             engellemelerin çözüme yönelik uygulamalar olmadığı görüşündeyiz. Buradan yola çıkıldığında reklam gelirleri düşüyor, pek çok yayıncı sektöre veda ediyor, azalan rekabet içerik miktarını ve kalitesini düşürdüğü için tüketici de mutsuz oluyor.”

Melis Ertem, sözlerine şöyle devam etti: “Tüm paydaşların faydasına olacak olan nihai çözüm markaların, ajansların ve yayıncıların odak noktası tüketicinin ilgi alanlarına göre planlanmış, doğru zamanda, doğru yerde, doğru mesajı veren reklamları artırmaktır. Dolayısıyla amacımız dürüst, şeffaf ve doğru reklamcılığı desteklemek, gerekirse buna yönelik düzenlemeleri yapmak ancak bir yandan da sektörün hayatını devam ettirebilmesi için özellikle lokal yayıncıları desteklemek olmalıdır görüşündeyiz.”