Ana Sayfa Uzman Teknoloji Makaleleri Alo 911 kahve makinem bizi rehin aldı

Alo 911 kahve makinem bizi rehin aldı

vildan-coskun-globaltechmagazineVildan Coşkun
İş Geliştirme Müdürü

Nesnelerin interneti kavramı hayatımıza ilk defa 1999 yılında Kevin Ashton tarafından girdi. O yıllarda Türkiye’de bulunan bilgisayar sayısı 500 bin civarında. 390 bini dantel örtü ile sergileniyor ve klavyelerinde de farbelalı kurdeleli örtüler var. İnternetle sade vatandaşın münasebeti sigara dumanından yan masayı göremediğiniz ve bu şekilde doğal yöntemlerle “kişisel gizlilik alanı “oluşturulan internet cafelerde MIRC sohbetleri yapmak seviyesinde.

96 – 2000 benim lise yıllarım. Bilgisayar laboratuvarımızda 87-88 model Macintosh IIx’ler var. 1.44 disklere gençliğimizi, ümitlerimizi sığdırdığımız yıllar. Formatlamak için yandaki penceresine kâğıt sıkıştırılan, ender CD–rom’lu kasaların kahve tutacağı olarak da değerlendirildiği zamanlar. Milattan öncesinden söz ediyor gibi olsam da 20 yıllık bir geçmiş sözü edilen. Ama yine de gençlerle sohbet ederken kendimi dizlerine açtığı peçeten ilaçlarını içen, ellerinin titremesiyle suyu üzerine döken süper babaanne gibi hissetmeme engel olmuyor tabi.  Yine de şahane adapte olduk, Z kuşağına.

Konuya dönersek IoT kavramının gelişmesi Robot teknolojisini başka bir noktaya taşıdı. Ama asıl gelişme yapay zekâ ve makine öğrenme işin içerisine girince başladı.  IoT kavramı ile akıllı şehirler, akıllı evler, akıllı cihazlar derken yanına eklenen yapay zekâ ve makine öğrenme ile konuyu bambaşka bir yere taşıdı.

2020’li yıllarda sıradan bir çalışma günü. İşten çıkıp “Hey Siri eve gidiyoruz“ komutu ile en trafiksiz güzergaha bakmamla başlıyor rutin yapay zeka münasebetim. Sonra fırına talimat yolluyorum 1 saat sonra 160 derece buharlı pişme ön hazırlık başla. Bu esnada playlistten hareketli bir şarkı isteğinde bulunup yine yol arkadaşıma sesleniyorum. Dökümanlar “network proje şartnamesini aç ve oku diyerek yolculuk sırasında tampon tampona giderken işe güce bakıyorum. Mahalleye yaklaşınca semtin en taze balıklarının satıldığı balıkçımıza uğrayıp çipura temizletiyorum. Neyse ki onu henüz robotlar yapmıyor ama Dünya Ekonomi Forumu (WEF)’nun araştırmalarına göre 2025 yılına kadar işlerin yarısını üstleneceklermiş.  Bizim mahalleye gelene kadar ben emekli olurum kendim temizlerim diye düşünüyorum. Eve  giriyorum, ışıkları aç perdeler kapansın diyerek mutfağa yöneliyorum. Kahve makinesinı çalıştırıyorum. Zira yemeği hazırlarken bir yorgunluk kahvesi içmek gibi masum bir isteğim var. Bir yandan da hayatın ne kadar kolaylaştığını düşünüp, seviniyorum tüm iyi niyetimle.

Kapının kilitlenme sesi geliyor, camın panjurları da inmeye başladı. Telefona bakmaya içeri giderken iç kapılar birer birer kapanmaya başlayınca ne oluyor demeye kalmadan ses sistemi açılıyor. Ev imha programı devrede diyor bir ses.  Fişi çekmeye yelteniyorum, tüm sistemin gömülü olduğu aklıma geliyor. Sigortayı kapatıp müşteri hizmetlerini arayacağım mecbur, sigortayı indirmek işe yaramıyor çünkü elektrik kesintisine karşı solar yedek batarya devrede. Hafiften endişe etmeye başladım artık. Gözümün önüne 2004 yapımı I Robot filmi geliyor. Kendi kendime robot Yasaları var, insanlara zarar veremezler diyorum. Vardı değil mi ? Vardı yani illa bir protokol yazılmıştır. Neydi yasalar:

  • 1. Yasa, Bir robot bir insana zarar veremez. Ya da hareketsiz kalarak bir insanın zarar görmesine neden olamaz.
  • 2. Yasa, Bir robot insanların verdikleri emirlere uymak zorundadır. Ancak bu tür emirler birinci yasayla çeliştiği zaman durum değişir.
  • 3. Yasa, Bir robot birinci ve ikinci yasalarla çelişmediği sürece varlığını korumak zorundadır.

Derin bir nefes alıyorum nabız yavaşlamaya başlıyor sadece her an yaşanabilecek teknik bir hata. Sonra birden 2016 yılı geliyor aklıma Mirai yazılımı. Yazılım öncesinde DDoS koruması sunan şirketler için yazılmışken, sonra zararlı bir botnet’e dönüşmüş ve DDoS ataklar için akıllı ev ve ip kameraları kullanarak büyük saldırılarda bulunmuştu. Sonra, 2017 yılında Facebook yapay zekâ araştırmacıları (FAIR), geliştirdikleri Chat botların kendi aralarında daha önce hiç duyulmamış, çok farklı bir dil kullanarak anlaştıklarını fark edince, sistemi durdurdular.

Yapay zekâda bilinç oluşması 2016 yılından sonra sürekli tartışılmıştı. Bilincin biyokimyasal bir süreç olması bunun mümkün olmayacağını söylerken, reverse engineering kavramı neden olmasın demişti.  Mümkünmüş dedim kendim bile duymakta zorlanarak, sonra uyandım tabi böyle saçma şey mi olur , kahveyi beklerken uyuyakalmışım yorgunluktan. Yine de fişi çektim, eski yöntem french presle hayatıma devam edeceğim. Bu rüya çok ütopik gelmiyor bana. Bir gün imdat kodunda ütüm beni öldürmeye çalıştı, duş teknesi basınçlı su ile bana saldırdı falan gibi şikayetleri yaparken bulabiliriz kendimizi.

Hayatımızı kolaylaştıran bu uygulamalar, kaynayan kurbağa deneyini hatırlatıyor bana yine de optimist bir tavırla, oyna devam tadında ilerlemek kulağa fena gelmiyor.