Ana Sayfa Haberler Covid-19 gölgesinde 5G teknolojisi. Komplo teorisi mi yoksa gerçek mi?

Covid-19 gölgesinde 5G teknolojisi. Komplo teorisi mi yoksa gerçek mi?

5g-globaltechmagazine5G teknolojisinin ve diğer kablosuz teknolojilerin genişlemesine karşı bir grup aktivist, insanları olumsuz etkileri konusunda uyarmak üzere Avusturalya dahil pek çok ülkede bir araya geldi. Gündemlerinde elbette Covid-19 vardı. Gündemde çoğunlukla Bill Gates, anti-aşıcı kitlelerin sesi ve Covid-19’un yayılmasında 5G’nin etkili olduğu görüşünü savunan kişilerin savundukları vardı.

ABD’nin komunikasyon kurulu; Federal İletişim Komisyonu (FCC) ve ülkenin otoriter teknoloji firması AT&T, Çin’in günden güne büyüyen 5G teknolojisini yakalamak için çaba sarf ediyor. Elbette bütçe de harcıyor. 5G, kullanıcılara bugün dünyanın kullandığı 4G teknolojisinden çok daha hızlı ve daha hassas internet bağlantıları sunuluyor ve Çin, öngörülerin aksine daha yaygın bir 5G ağına sahip.

5G protestocuları neyi savundular? Covid-19 ile 5G ilişkisi nasıl kuruldu?

Aktivistler, 5G ve  kablosuz teknolojiyle ilgili “elektromanyetik alanların biyolojik ve sağlık üzerindeki etkileri” konusunda endişe duyuyor, kansere neden olan radyasyona yol açabileceğini savunuyor, dolayısıyla yayılan radyasyon nedeniyle hayvanların uğradığı genetik mutasyonlar, DNA bozulmaları. Bu bulguarı, protestocular şu ifadeleri eklediler.

-Çiftlik hayvanlarının dünya çapında daha fazla hastalanması, genetik olarak değiştirilmeleri ve bunun sonucunda son yıllarda populer hale gelen hayvan hastalıkları.

– Artan arz talep neticesinde hayvanların denetlemelerinin azalması, hayvan – gıda kaynaklı hastaların kıtalar arası daha hızlı yayılması.

Bundan biraz daha komplo teorisi olarak sayılabilecek bir diğer alakalı iddia ise “ hayvanların sağlığını bozan, insanın da sağlığını bozar” görüşü de bir diğer kitlece benimsenmiş.

Konuyla ilgili şöyle daha net bir ifade var:

Cep telefonu ile ilişkili radyo frekansına bağlı kanserin “açık kanıtını” araştıran ve bu yolda fazlasıyla yol kateden Ulusal Toksikoloji Programı, Cep telefonu frekansına maruz kalan erkek sıçanların beyinlerinde, kalplerinde ve adrenal bezlerinde tümörler, dişi sıçanlarda DNA hasarı bulundu.Programın ortaklarından “Environmental Education Associate” de 5G’nin Covid – 19 ile 5G ilişkisine “ihtimali üzerine” çalışma gruplarından bir tanesi. Kurulun başkanı Doug Wood, “Bir deneyde sıçanlara ne olduğunu insanlara olmayacağını gösteren tek bir çalışma yok.” demecini de ekledi.

Ek Tartışmalar

Genel olarak Bilim adamları, COVID-19’un solunum damlacıkları yoluyla iletildiğini destekliyor ve doğruluyorlar bununla birlikte damlacıkları 5G dalgaları yoluyla iletilemeyeceğini açıkça belirtirler.

Belki de tüm teorilerin en yaygın olanı, üstelik sağlık otoritelerinin de üzerinde durduğu konu; 5G’nin bağışıklık sistemini bozduğu ve bunun COVID-19’un yayılmasına yardımcı olduğu önerisidir. Açıklamak gerekirse bu yüksek frekanslı dalgaların “iyonlaştırıcı” olmasıdır, yani maruziyet çok büyükse vücudumuzda iyileştirilemeyebilir dahili hasara neden olabilir.Mesela X-Işınlarını ele alalım. Bunlar vücuda nüfuz eder ve tıbbi görüntüleme için kullanılır, bu nedenle hastanın maruziyeti sınırlı olmalıdır.

5G bunu tetikler mi?

5G, WiFi gibi “iyonlaştırıcı olmayan” düşük frekanslı dalgaların olduğu grupta. Bilimsel kanıtların ezici ağırlığı, iyonlaştırıcı olmayan radyasyonun hücrelerimize dahili zarar vermediğini göstermiştir. 90’lı yıllarda bunun aksini temsil eden düşünceler var olsa da, peşinden gelen bilimsel verilerle tüm teoriler çürütülmüştü.

Katrina Kasırgası dönemi, 90’lı yılların sonunda peş peşe gelen ve pek çok ülkede görülen yaygın depremlerde de sorumlu olarak teknoloji ve kablosuz ağ teknolojilerinin gelişimi sorumlu tutulmuştu.

Bu yüzden bilimi dinlersek, basit gerçek şu ki 5G, ya virüsü yayarak ya da bağışıklık tepkimizi bozarak pandeminin arkasında olamaz.

İkincisi, 5G’nin bağışıklık sistemi için tehlikeli olduğu teorisi, 2G, 3G, 4G ve WiFi’nin başlatıldığında gördüğümüz iddia ile tamamiyle aynıdır.5G dalgaları elektromanyetik spektrumun bir parçasıdır ve bu spektrumun sonunda daha yüksek frekanslı radyasyonun tehlike oluşturduğu bir kesimce onaylanıyor.

Ezcümle;

Teorisyenlerin ellerinde protesto edebilecek ya da daha fazla komplo teorisi üretebilecek teori bulunuyor. Dolayısıyla, bilimi dinlersek, daima doğru sorularla doğru cevaplar alabiliriz. Bu süreçte, ne durumu protesto edenler doğru soruları sorabildiler ne de 5G geliştiricileri bu sorulara doğru ve sağlıklı yanıt verebildiler.