Ana Sayfa Röportajlar Özel Dosya Konusu : Entegratör Gözü ile 2015

Özel Dosya Konusu : Entegratör Gözü ile 2015

Bu ayki özel dosya konumuz “Entegratör  Gözü ile 2015”. Güvenlik ve ağ çözümlerinden sanallaştırma teknolojilerine, sunucu ve storage ünitelerinden Ar-Ge projelerine kadar birçok alanda faaliyet gösteren Proline’ı ziyaret ettik ve Proline  Satış Direktörü Bilginç Işık ile yatırım faaliyetlerinden sanallaştırmaya, akıllı kent projelerinden yaklaşan seçimlere kadar  keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. 

 

bilginc_isik_proline2

 

Bize biraz Proline’dan ve faaliyet alanlarından bahsedebilir misiniz?

Proline olarak bakıldığında kendimizi Ar-Ge ve entegrasyon çözümlerine odaklanmış Türk bilişim şirketi olarak tanımlıyoruz. İstanbul Ümraniye’de bir merkezimiz, Ankara’da bir bölge ofisimiz, yurtdışında ise Katar ve Pakistan’da bölge ofislerimiz bulunmaktadır. Bulunduğumuz bölgede ve öncelikli olarak da Katar ve Pakistan’da daha çok bilişim alanında Ar-Ge kabiliyetine sahip çözümler üretmeye gayret ediyoruz. Proline, güvenlik ve ağ çözümlerinden sanallaştırma teknolojilerine, sunucu ve storage ünitelerinden Ar-Ge projelerine kadar birçok alanda faaliyet gösteren bir firma.

Bunun yanı sıra Ar-Ge tarafında özellikle şehir güvenlik sistemleri, biyometrik doğrulama sistemleri konusunda, parmak izi, damar ve yüz tanıma sistemleri, sosyal medyaya yönelik yazılımlar ve KTP adını verdiğimiz coğrafi bilgi yönetim sistemi yazılımı gibi birçok konuda da çözüm üretmekteyiz.

155 kişinin üzerindeki toplam kadromuz ve konusunda uzman mühendislerimizin bulunduğu geniş bir aileyiz ve hızla da bu aileyi büyütme gayreti içindeyiz. Proje sonrasında 7/24 destek veren bir çağrı ekibimiz bulunmakta.

Şirketi bu noktada değerlendirdiğimizde, bir tarafta Ar-Ge şirketi olmanın verdiği kabiliyet, diğer tarafta da entegratör kimliğimizin vermiş olduğu kabiliyetle birlikte bilişim sektöründe birçok konuda faaliyet gösteriyoruz.

Asya Pazarı’na açıldığınızı biliyoruz. Proline ilerleyen dönemlerde Asya Bölgesi haricinde de yeni pazarlarda yerini alacak mı?

Geçmişten bugüne getirdiğimiz şehir güvenlik sistemlerine yönelik önemli bir bilgi birikimimiz var. Türkiye’deki birçok şehir güvenlik projesinde doğrudan veya dolaylı olarak yer almış bir firmayız. Tabii ki bugüne geldiğimizde bu sistemi biraz evrime uğratarak “akıllı şehir” konseptine çevirmeye çalıştık. Dolayısıyla “güvenli şehir” konsepti çerçevesinde öncelikle Türkiye’de ve bununla birlikte Katar bölgesinde şehir güvenlik işini üstlendik. Katar’ı seçmemizin nedeni, Katar’ın bu bölgedeki güvenlik ihtiyacına, yerel firmalar tarafından doğru bir çözüm üretilememiş olmasıydı. Şehir güvenlik sistemleri ile ilgili daha önceki teknolojimizi ve bilgi birikimimizi bir adım öne çıkartarak bu tarz bölgelerde bir Türk bilişim firması olarak pozisyon almayı amaçladık. Daha sonraki süreçte bu bilgi birikimini Pakistan’a taşıdık ve bölgede güçlü bir konuma gelmeyi hedefledik. En son katıldığımız Safe Secure Pakistan 2015 fuarı da bir Türk şirketi olarak orada olma isteğimizi ve kararlılığımızı gözler önüne sermiş oldu. Gelecekte de o bölgelerde çok ciddi işler yapacağımıza inanıyoruz ve bu şekilde yapılanmaya gayret ediyoruz. 

Proline’ın sanallaştırma ve bulut yatırımları ile ilgili düşünceleri nelerdir?

Şu an bakıldığında sanallaştırma konusunda Türkiye’deki bayrağı taşıyan en önemli firmalardan biri olarak kendimizi görüyoruz. Özellikle uzak masaüstü PC sanallaştırması ya da grafik sanallaştırması konusunda kendi içimizde oluşturduğumuz uzman bir ekibimiz var ve yaklaşık iki sene önce bu yatırımları gerçekleştirdik. Bu süreçte çeşitli üniversitelerde çok önemli projeler geliştirdik. Özellikle de VDI dediğimiz masaüstü sanallaştırması konusunda birçok proje gerçekleştirdik. Müşterilerimize her zaman bir katma değer üretmeye çalışıyoruz. Günün sonunda bizim satış prensibimiz şu şekilde gerçekleşiyor :

Müşterilerimize altı aylık ya da bir senelik yatırımlarının sonunda ne kadar kâr edebileceklerini gösteriyoruz ve şu an günümüzün en önemli konularından biri olan yönetim sıkıntısına karşı daha optimum çözümler sunarak, kullanıcıların üzerindeki yükleri daha aza indirgemeyi amaçlıyoruz.

Sanallaştırma konusunda şu an en önemli pazar olarak karşımıza üniversiteler çıkıyor. Öğrenci sayısının çok fazla olması ve kurulacak olan laboratuvarların optimum seviyede hizmet vermesinin gerekliliği en önemli sebeplerden biri.

Diğer taraftan sanallaştırma teknolojileri günümüzde çok gelişti. Eskiden büyük işlemci ve ram gerektiren yazılımların VDI tarafında çalıştırılamaması problemi artık teknolojinin de ilerlemesiyle mümkün hale gelmiştir. Tabii bir de işin görünmeyen yüzü olan “Yeşil Enerji”den bahsetmek gerekiyor. Bilindiği gibi mevcut sistemde PC, notebook ya da sunucuların belirli elektronik salınımları ve çevreye verdikleri zararları bulunmakta. Ayrıca ekip ve ekipmanlar arttıkça enerji giderlerinin ve çevreye verilen bu zararların da arttığı bilinen bir gerçek. VDI teknolojileri sayesinde bu enerji maliyetlerinin ve bakım giderlerinin ciddi anlamda azalmasının yanı sıra temiz bir çevreye de katkıda bulunmuş oluyorsunuz.

Bulut bilişim tarafına baktığımızda günümüzde artık teknolojinin buraya doğru gideceği düşünülüyor. Ancak bu konuda bazı faktörler bulunmakta. Finans sektöründen örnek verecek olursak, regülasyonlardan dolayı finans sektöründeki birçok banka hâlâ bulut yapısına geçebilme noktasında bazı sıkıntılar yaşamakta. Finans sektörü de kamudan sonra bakıldığında pazardaki en önemli IT harcamasını yapan kurumların başında gelmesi nedeniyle bulut bakımından da ciddi bir pazar potansiyeline sahip. Bu regülasyonda alınacak olan bazı kararlar neticesinde bu pazar hızlı bir ivme kazanabilir. Ancak kamu tarafında da karşımıza çıkan güvenlik zafiyetlerinden dolayı, bulut çözümlerine şu aşamada biraz tedirginlikle yaklaşılmaktadır. İnancımız, önümüzdeki bir ya da iki sene içinde bu regülasyonlardan kaynaklanan sıkıntıların çözülmesiyle birlikte Türkiye’de de ciddi anlamda bir potansiyele dönüşeceği doğrultusundadır.

Bizim en önemli iş kollarımızdan biri de veri merkezleri. Türkiye’de birçok veri merkezinin altyapısına başarıyla imza atıyoruz. Biz aynı zamanda, anahtar teslim veri merkezi çözümleri sunan bir firmayız. Bulut teknolojileri de bu bağlamda yatırımlarımız açısından en önem verdiğimiz konular arasında yer almaktadır. 

Proline’ı daha başka hangi alanlarda göreceğiz? Farklı alanlarda da yatırımlarınız ve hizmet politikalarınız olacak mı? 

Proline olarak bakıldığında, geçmişte kamu tarafında çok ciddi anlamda çalışmalar yapmış bir firma olarak bilinmekteyiz. Ancak mevcut durumu biraz farklılaştırmak ve riski doğru bir şekilde yayabilmek açısından sadece kamuya değil özel sektöre de ciddi bir şekilde ağırlık vermekteyiz. Bildiğiniz gibi kamuda alım süreçlerinin uzun zamanlar alması bir şirket olarak risk oluşturabiliyor. Geçmişte ciddi anlamda kamu ile çalışan bir şirket iken, şu anda şirketin cirosunun büyük bir kısmını özel sektörde gerçekleştirmiş olduğumuz işler oluşturmaktadır. Diğer taraftan Ar-Ge kimliğimizi kazanmamızla birlikte üretmiş olduğumuz ürünlerle de farklılaşmayı hedefliyoruz. Bildiğiniz gibi entegratör firmaların sadece donanım satışları ile hayatına devam etmesi pek mümkün değil, bu noktada önemli olanın katma değer üretebilmek ve farklılaşabilmek olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda Ar-Ge yatırımlarımızda özellikle biyometri tarafında şu an çok ciddi çözümlerimiz bulunmaktadır. Diğer taraftan şehir güvenlik tarafında da üretmiş olduğumuz yazılımlar bu farklılaşmayı gözler önüne sermektedir.

Diğer bir konu da, bildiğiniz gibi sektörümüzde çok ciddi bir kalifiye insan eksikliği var. Geçen sene Proline Bilişim Akademisi adı altında bir akademi başlattık ve Türkiye’de birçok üniversite ile de bu alanda dirsek teması içindeyiz. Geçen sene itibarıyla yeni mezun 11 arkadaşımızı şirketimiz bünyesinde yetiştirerek Ar-Ge, biyometri, proje satış ve teknik departmanlarımızda istihdam ederek kariyer hedeflerini büyütmelerine ve kendilerini geliştirmelerine olanak sağladık. Bu sene de bu tarz yatırımlarımızı devam ettirmeyi amaçlamaktayız. Biz diyoruz ki: En önemli yatırım, insana yapılan yatırımdır. Türkiye ne yazık ki çok ciddi bir potansiyele sahip olmasına rağmen, bu potansiyeli birçok alanda olduğu gibi bilişim alanında da yeterince yansıtabilmiş değil. Biz bunun kalifiye insan, kalifiye mühendis kaynağı ile olabileceğine inandığımız için böyle bir yatırım yaptık ve bu doğrultuda da insana olan yatırımlarımıza devam etmeyi amaçlamaktayız.

Şu an gündeminizde olan Akıllı Kent ve e-Kimlik Projeleriniz hangi aşamada devam ediyor? Yeni projeler var mı?

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz dönemde Bolu’da Türkiye Cumhuriyeti yeni nesil elektronik kimlik kartlarının pilot projesini yaptık. Bir de şu an Suudi Arabistan’da bir yatırımımız söz konusu. Proline olarak, Suudi Arabistan Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemi Projesi kapsamında açılan ihalede yeterlilikleri sağlamış olan son dört firma içindeyiz. Burada edinmiş olduğumuz bu know-how’ı o bölgede de kullanmayı amaçlamaktayız. Elektronik Kimlik Doğrulama bizim için, Ar-Ge merkezimizde gerçekleştirmiş olduğumuz en önemli işlerin başında geliyor. Dolayısıyla şu anda A-Devlet konsepti içerisinde e-Kimlik en önemli konu başlıklarımızdan bir tanesidir. 

Malum yaklaşan seçimler göz önüne alındığında, şirketinizin geleceğini ve piyasaların durumunu ne şekilde ön görüyorsunuz?

Biraz olayı geniş kapsamlı değerlendirmek gerekiyor. Çünkü sadece yaklaşan seçimleri göz önüne aldığımızda, ülkemiz içindeki piyasaları ve bizim gibi firmaları önemli ölçüde etkilediğini görüyoruz. Ancak biz globalleşmeye çalışan bir şirket olarak, aslında bölgenin durumunu çok iyi okumaya gayret ediyoruz. Hedeflerimizi sadece Türkiye bazında değil, global anlamda da gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz. Seçimlerle ilgili bakıldığında özellikle döviz kuru en önemli etken bizim için. Sonuç itibarıyla entegrasyon tarafında satın alımlarımız direkt olarak Dolar ile ilgili olduğundan dolayı, kur en önemli etken olarak karşımıza çıkıyor. Ancak biz bu durumu kendi Ar-Ge merkezimizde ürettiğimiz ve tamamen üretim maliyetlerinin Türk Lirası olduğu ürünlerle dengelemeye gayret ediyoruz. Sattığımız projelerin içerisine kendi merkezimizde üretmiş olduğumuz ürünleri dahil etmeye çalışıyoruz. Aslında seçimlere kadar olan süreçte bizim öngörümüz, bilişim yatırımlarının biraz daralacak olması ya da geçici olarak satın almaların durdurulacağı şeklinde. Ancak seçimlerden sonra, özellikle Temmuz, Ağustos aylarından sonra ötelenmiş olan yatırımların çok hızlı bir şekilde yapılacağını öngörüyoruz ve kendimizi de bu duruma göre şimdiden hazırlıyoruz. Bilindiği gibi bizim gibi şirketler çok canlı organizasyonlar. Duraksamalar ve yavaşlamalar ciddi anlamda bizleri satış hedeflerimizden uzaklaşma  noktasına getirebiliyor. Bizler de bazı finansal yapıları ve yatırımları kullanarak bu tarz dönemleri rahat bir şekilde atlatmaya çalışıyoruz. Evet, bir duraklama olmasını bekliyoruz ama seçimlerden sonra ciddi anlamda bilişim sektörü bazında kat be kat yatırımların da artacağına inanıyoruz.

“Bizim Proline Bilişim olarak bir var. Bu hedefimizi de gerek müşterilerimizle gerek çalışanlarımızla paylaşıyoruz ve bu hedefimiz çerçevesinde yoğun bir tempoda çalışıyoruz. Vizyonumuz önce bulunduğumuz bölgede, sonrasında da bulunduğumuz coğrafyada çok güçlü bir oyuncu olabilmek. Bunun yanı sıra Suudi Arabistan, Pakistan ve Katar gibi bölgelerde de güçlü bir Türk bilişim firması olarak adımızı duyurmak istiyoruz. Bugün bakıldığında ülke ihracatımız ciddi anlamda olması gerekenin çok altında. Yazılım tarafında ciddi anlamda Hindistan gibi bir örnek var karşımızda. Henüz Türkiye olarak Hindistan gibi büyük hacimlere ulaşamasak da uzun vadede ülke hedeflerimize ulaşabileceğimize inanıyoruz ve Proline olarak da bu doğrultuda çalışıyoruz. Bunun en önemli bacağını üretim temsil ediyor ve biz de yeni ürünler üretebilmek için yoğun bir tempoyla çalışıyoruz. Önümüzdeki senelerde de Proline’ı global vizyonu çerçevesinde çok farklı bir yerde göreceğinizi ümit ediyoruz. İlginiz için çok teşekkür ederiz.”

 

Röportaj : Serhan Türkmenoğlu